EVRİM
TEORİSİ: MATERYALİST BİR ZORUNLULUK
DARWINİZM VE MATERYALİZM
| |
|
|
| Charles Darwin |
Karl Marx |
Trotsky |
Darwin'in teorisinin
bilim tarafından yalanmasına rağmen hala ısrarla savunulmasının tek
nedeni, bu teori ile materyalizm arasındaki kopmaz ilişkidir. Darwin
materyalist felsefeyi doğa bilimlerine uygulayan kişidir ve başta
Marksistler olmak üzere bu felsefenin bağlıları her ne olursa olsun
Darwinizm'i savunmaya devam etmektedirler.
Evrim teorisinin çağımızdaki savunucularının
en ünlülerinden biri olan biyolog Douglas Futuyma, "Marx'ın insanlık
tarihini açıklayan materyalist teorisi ile birlikte Darwin'in evrim
teorisi materyalizm zemininde büyük bir aşamaydı" diye yazarken,
evrim teorisinin gerçekte neden önemli olduğunu kabul eder.1
Yine çok ünlü
bir evrimci olan paleontolog Stephen J. Gould, "Darwin doğayı yorumlarken
çok tutarlı bir materyalist felsefeyi uyguladı" demektedir.2
Rus Komünist Devrimi'nin Lenin ile birlikte iki büyük mimarından
biri olan Leon Troçki (Trotsky) ise "Darwin'in buluşu, tüm organik
madde alanında diyalektiğin (diyalektik materyalizmin) en büyük
zaferi oldu" yorumu yapmıştır.3
Oysa bilim Darwinizm'in, materyalizm için bir zafer değil,
tam bir hezimet olduğunu göstermiştir.
Materyalizmin Bilimsel Çöküşü
Evrim teorisinin felsefi temelini oluşturan materyalizm,
19. yüzyılda evrenin sonsuzdan beri var olduğu ve dolayısıyla yaratılmadığı,
bütün canlı dünyanın maddenin kendi içindeki etkilerle açıklanabileceği
gibi varsayımlar ortaya atmıştı. Ancak 20. yüzyıl biliminin bulguları
bu varsayımları tümüyle geçersiz kıldı.
Evrenin sonsuzdan beri var olduğu düşüncesi,
evrenin bundan 15 milyar yıl kadar önce gerçekleşen bir büyük patlama
ile doğduğunu ortaya koyan Big Bang teorisi tarafından yıkıldı.
Big Bang, evrendeki tüm maddenin "yok" iken "var" hale geldiğini,
yani yaratıldığını ispatladı. Materyalizmin önde gelen savunucularından
ateist felsefeci Anthony Flew, bu konuda şu itirafta bulunur:
İtiraflarda
bulunmanın insan ruhuna iyi geldiğini söylerler. Ben de bir itirafta
bulunacağım: Big Bang modeli, bir ateist açısından oldukça sıkıntı
vericidir. Çünkü bilim, eskiden beridir dini kaynaklar tarafından
savunulan bir iddiayı ispat etmiştir: Evrenin bir başlangıcı olduğu
iddiasını.4
Big Bang aynı zamanda evrenin her aşaması kontrollü bir yaratılışla
şekillendirildiğini de göstermiştir. Çünkü Big Bang sonrasında, kontrolsüz
bir patlama ile elde edilemeyecek bir düzenlilik çıkmıştır. Ünlü fizikçi
Paul Davies, bu çok ilginç durum karşısında şöyle der:
"Çok
küçük sayısal değişikliklere hassas olan evrenin şu andaki yapısının,
çok dikkatli bir bilinç tarafından ortaya çıkarıldığına karşı
çıkmak çok zordur... Doğanın en temel dengelerindeki hassas sayısal
dengeler, kozmik bir tasarımın varlığını kabul etmek için oldukça
güçlü bir delildir."5
Aynı gerçek karşısında Amerikalı Astronomi Profesörü George Greenstein
şöyle der:
"Kanıtları
inceledikçe, ısrarla önemli bir gerçekle karşı karşıya geliriz.
(Evrenin oluşumunda) bir doğa üstü akıl-ya da Akıl-devreye girmiş
olmalıdır."6
Materyalizmin "canlıların maddenin kendi içindeki etkilerle açıklanabileceği"
varsayımı da bilim karşısında çökmüştür. Özellikle tüm canlıları belirleyen
genetik bilginin kökeni, asla maddesel bir etkenle açıklanamamaktadır.
Evrim teorisinin önde gelen savunucularından biri olan olan George
C. Williams, bu gerçeği 1995 tarihli bir yazısında şöyle kabul eder:
Evrimci
biyologlar, iki farklı alan üzerinde çalışmakta olduklarını şimdiye
kadar farkedemediler; bu iki alan madde ve bilgidir... Genler,
birer maddesel obje olmaktan çok, birer bilgi paketçiğidir...
Bu durum, bilginin ve maddenin, varoluşun iki farklı alanı olduğunu
göstermektedir ve bu iki farklı alanın kökeni de ayrı ayrı araştırılmalıdır.
7
Bu durum, genetik bilgiyi var eden madde-ötesi bir Aklın varlığının
ispatıdır. Çünkü maddenin kendi içinde bilgi üretmesi mümkün değildir.
Alman Federal Fizik ve Teknoloji Enstitüsü'nün yöneticisi Prof. Dr.
Werner Gitt, bunu şöyle açıklar:
Bütün deneyimler, bilginin
ortaya çıkması için, özgür iradesini, yargısını ve yaratıcılığını
kullanan bir aklın var olması gerektiğini göstermektedir... Maddenin
bilgi ortaya çıkarabilmesini sağlayacak hiçbir bilinen doğa kanunu,
fiziksel süreç ya da maddesel olay yoktur.8
Tüm bu bilimsel gerçekler,
evrenin ve canlıların, sonsuz bir güç ve bilgi sahibi bir Yaratıcı,
yani Allah tarafından var edildiğini göstermektedirler. Materyalizm
ise, yüzyılın ünlü düşünürü Arthur Koestler'in ifadesiyle "bilimsel
bir felsefe olduğunu artık daha fazla iddia edemez."9
Materyalistler, Sahte Din ve Gerçek Din
Bu noktaya kadar, materyalist felsefeye bağlanmış olan çevrelerin,
bilime ne kadar büyük bir zarar verdiklerini, körü körüne inandıkları
bir evrim masalı uğruna insanları çekinmeden aldattıklarını gördük.
Ancak söz konusu materyalist kesimlerin, istemedikleri halde önemli
bir "hizmet" verdiklerini de kabul etmemiz gerekiyor.
Bu "hizmet", söz konusu çevrelerin, kendi gerçek dışı ateist düşüncelerini
meşrulaştırabilme çabasıyla, İslam adına ortaya çıkan bağnaz ve
gerici düşüncenin saçmalıklarını, tutarsızlıklarını gözler önüne
sermeleridir. Kuran'la ve İslam'la hiçbir ilgisi olmayan, hurafelere,
batıl inançlara, kulaktan dolma uydurmalara dayanan sahte din, materyalist-evrimci
kesimin saldırıları sayesinde deşifre olmuş, hiçbir tutar yanı olmadığı,
Kuran'da tarif edilen gerçek İslam'la uzaktan yakından bağlantısı
bulunmadığı gün ışığına çıkmıştır. İslam adına ortaya çıkan samimiyetsiz
kesimlerin hiçbir geçerli delile ve belgeye dayanmadan öne sürdükleri
uydurma dinin tüm çelişki, tutarsızlık ve mantıksızlıkları gözler
önüne serilmiştir.
Böylelikle materyalistler, pek çok insanın, gerici ve tutucu zihniyetin
karanlığını fark ederek dinin aslını, gerçek kaynağını araştırmalarına,
Kuran'a yönelip sarılmalarına aracı olmaktadırlar. İstemeden de
olsa Allah'ın emrini yerine getirmekte, dinine hizmet etmektedirler.
Bunun yanısıra, Allah adına uydurdukları sahte bir dini, halka İslam
Dini olarak tanıtan zihniyetin her türlü basitliğini ortaya dökmekte,
toplumun genelini tehdit eden bu gerici sistemin etkisini kaybetmesine
yardımcı olmaktadırlar.
Bu şekilde, Allah'ın din düşmanlarını birbirlerine karşı kullanarak
gerçek dini ayakta tutması hükmüne de, ellerinde olmadan, kaderleri
gereği aracı olmaktadırlar. Allah'ın bu kanunu Kuran'da şöyle bildirilir:
... Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile
bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada
uğrardı.. (Bakara Suresi, 251)
Bu noktada, özellikle evrimci materyalist düşüncenin ülkemizdeki savunucularına
açık kapı bırakmakta fayda görüyoruz. Bu kimseler gerçekten samimi
bir arayış içinde olup da çocukluklarından beri, İslam adına üretilen
hurafelerin, Peygamber adına uydurulan yalanların etkisinde kalarak
dinden uzaklaşmış ve dinin gerçeğini öğrenme imkanı bulamamış olabilirler.
İslam'ı, Kuran'da bulunmayan uydurma ve safsatalarla, gerici ve bağnaz
düşünceyle özdeşleştirmeye çalışan Turan Dursun, Erdoğan Aydın, İlhan
Arsel, Doğu Perinçek gibi din düşmanlarının kalemlerinden öğrenmiş
olabilirler. Oysa İslam'ın aslı ve özü bu öğrendiklerinden çok farklı,
hatta bunlarla taban tabana zıttır. Bu nedenle, kendilerine önerimiz,
herşeyden önce bir Kuran edinerek samimi, vicdanlı ve önyargısız bir
biçimde Allah'ın kitabını okumaları ve dinin aslını bu kaynaktan öğrenmeleridir.
Akıllarına takılan noktalarda ise, bu satırların yazarının Harun Yahya
ve Cavit Yalçın müstear isimleriyle Kuran'daki temel konular hakkında
yazmış olduğu açıklayıcı kitaplara başvurabilirler.   
1.
Douglas Futuyma, Evolutionary Biology, 2.b., Sunderland, MA: Sinauer,
1986, s. 3.
2.
Alan Woods, Ted Grant, "Marxism and Darwinism", Reason
in Revolt: Marxism and Modern Science, London: 1993.
3.
Alan Woods, Ted Grant. "Marxism and Darwinism", London:
1993.
4.
Henry Margenau, Roy A. Vargesse, Cosmos, Bios, Theos, La Salle IL:
Open Court Publishing, 1992, s. 241,
5.
Paul Davies. God and Te New Physics. New York: Simon & Schuster,
1983, s. 189.
6.
George Greenstein, The Symbiotic Universe, New York: William Morrow,
1988, s. 27.
7.
George C. Williams. Third Culture: Beyond the Scientific Revolution,
New York: Simon & Schuster, 1995, ss. 42-43
8.
Werner Gitt. In the Beginning Was Information. LV, Bielefeld, Germany,
ss. 107 141
9.
Arthur Koestler, Janus: A Summing Up, New York: Vintage Books, 1978,
s.250
|