YARATILIŞ GERÇEĞİ
Keskin Görüşlü Avcı Kuşlar
Avcı
kuşların uzağı çok iyi gören gözleri vardır. Bu sayede avlarına
doğru hamle yaptıklarında mesafe ayarını çok iyi yapabilirler. Ayrıca
büyük gözler, daha çok görüntü hücresi içerirler. Bu da daha iyi
görüntü demektir. Avcı bir kuşun gözünde bir milyondan fazla görüntü
hücresi bulunur.
Bu sayede binlerce metre yükseklikten uçan kartallar,
bu mesafeden yeryüzünü bütün detaylarıyla tarayacak kadar güçlü
gözlere sahiptirler. Gelişmiş savaş uçaklarının binlerce metreden
hedeflerini tespit etmesi gibi, kartallar da yeryüzündeki en küçük
bir hareketi, en küçük bir renk farkını algılayarak avlarını tespit
ederler. Kartal gözü aynı anda hem üçyüz derecelik geniş bir açıya
sahiptir, hem de istediği görüntüyü altı ila sekiz misli büyütebilir.
4500 m yüksekte uçarken otuz bin hektarlık bir alanı gözleriyle
tarayabilir. 1.500 metreden tarladaki otlar arasında kamufle olmuş
bir tavşanı çok rahat ayırt edebilir. Kartalın bu olağanüstü göz
yapısının, bu canlı için özel olarak belirlenmiş bir tasarım olduğu
çok açıktır.
Kış Uykusuna Yatan Hayvanlar
Kış uykusuna yatan hayvanlar vücut
ısıları dışardaki soğukla aynı düzeye inse bile yaşamlarını sürdürürler.
Peki bunu nasıl başarırlar?
Memeliler sıcakkanlıdırlar. Yani normal şartlarda vücut ısıları
hep sabit kalır, bedenlerindeki doğal termostatlar bu ısıyı sürekli
ayarlar. Ancak kış uykusu sırasında küçük memelilerin, örneğin bir
sincap faresinin 40 derece olan normal vücut ısısı sanki bir anahtarla
çevirilir gibi donma derecesinin biraz üstüne çevirilir. Vücut metabolizması
oldukça yavaşlar. Hayvan çok yavaş nefes almaya başlar ve normalde
dakikada 300 olan kalp atışları dakikada 7-10'a düşer. Normal vücut
refleksleri durur ve beynin elektriksel faaliyetleri adeta fark
edilmeyecek kadar yavaşlar. Hareketsizliğin tehlikelerinden biri,
çok soğuk havalarda dokuların donması ve buz kristallerinin bunları
tahrip etmesidir. Ancak yine kendilerine verilen özellikler sayesinde
kış uykusuna yatan hayvanlar böyle bir tehlikeden korunmuşlardır.
Kış uykusuna yatan hayvanların bedenlerindeki sıvılar, yüksek molekül
ağırlıkları olan kimyasal maddelerle tutulurlar. Bu sayede donma
dereceleri daha düşer ve zarar görmeleri önlenmiş olur.1
Örümcek İpi
Dinopis
isimli örümceğin mükemmel bir avlanma yeteneği vardır. Bu örümcek
sabit bir ağ kurup avını beklemek yerine, küçük fakat son derece
üstün özelliklere sahip bir ağ örer ve bu ağı avının üzerine atar.
Ardından avını bu ağ ile iyice sarar. Yakalanan böceğin yapabileceği
bir şey yoktur. Ağ o kadar mükemmel bir tuzaktır ki böcek çırpındıkça
ağa daha çok dolanır. Örümcek besinini muhafaza edebilmek için avının
üzerini yeni ipliklerle kapatarak onu bir anlamda "paketler".
Peki gerek mekanik tasarım gerek kimyasal yapı olarak
bu kadar mükemmel olan bir ağı örümcek nasıl yapabilmiştir? Evrimcilerin
iddia ettiği gibi örümceğin böyle bir şeyi tesadüfen öğrenmişolması
imkansızdır. Örümcek, öğrenme, ezberleme gibi yeteneklerden, hatta
bunu yapacak bir beyinden bile yoksundur. Kuşkusuz bu yetenek örümceğe,
kendisini yaratan sonsuz kudret sahibi Allah tarafından verilmiştir.
Örümceklerin kullandıkları ipte çok önemli mucizeler
gizlidir. Çapı bir milimetrenin binde birinden daha az olan bu iplik,
aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlamdır. Bu ipin bir
diğer özelliği son derece hafif olmasıdır. Dünyanın çevresi boyunca
uzatılacak bu ipin ağırlığı sadece 320 gramdır.*
Çelik, sanayi tesislerinde özel olarak üretilen, insanoğlunun
imal edebildiği en sağlam malzemelerden biridir. Ancak bir örümcek
kendi vücudunda bu malzemeden çok daha sağlam bir ip üretebilir.
İnsanoğlu çeliği üretirken yüzyılların bilgi birikimi ve teknolojisini
kullanır, örümcek ipini üretirken hangi bilgiyi ve teknolojiyi kullanmaktadır?
Görüyoruz ki, insanoğlunun sahip olduğu bütün teknoloji ve teknik
imkanlar bir örümceğin oldukça gerisindedir.
(*) "Structure and Properties of Spider Silk",
Endeavour, Ocak 1986, sayı 10, s. 42.
Elektrikli Balıklar
Yılanbalığı ve vatos gibi balıkların bazı türleri,
düşmanlarından korunmak veya avlarını etkisiz duruma getirmek için
vücutlarında ürettikleri elektriği kullanırlar. Canlı olan herşeyde
-insan da dahil- az bir miktar elektrik vardır. Ancak insan, bu
elektriği yönlendiremez ve yararına kullanmak için onu kontrol altına
alamaz. Söz konusu canlılar ise vücutlarında, 500-600 volta kadar
çıkan elektrik akımı taşırlar ve bunu düşmanlarına karşı kullanabilirler.
Dahası kendileri bu elektrikten olumsuz yönde etkilenmezler.
Kendilerini savunmak için tükettikleri enerji, bir süre sonra pilin
şarj olması gibi tekrar dolar ve yeniden kullanılmaya hazır bir
elektrik gücü oluşur. Balıklar küçük bedenlerindeki yüksek elektriği
sadece savunma amacıyla kullanmazlar. Aynı zamanda karanlık sularda
yönlerini tayin etmede de büyük önem taşıyan elektrik, cisimleri
görmeden hissetmelerini sağlar. Balık vücudundaki elektriği kullanarak
sinyaller gönderebilir. Bu elektrik sinyalleri katı cisimlere çarptığında
değişerek geri yansır ve bu değişimler balığa o cisim hakkında bilgi
verir. Balık cismin uzaklığını ve büyüklüğünü bu şekilde tespit
edebilir.2
Özel Donma Sistemi
Donmuş bir kurbağa alışılmamış bir biyolojik yapıdır.
Hiçbir hayat belirtisi göstermez. Kalp atışı, nefes alışverişi ve
kan dolaşımı tamamen durmuştur. Ancak aynı kurbağa buzlar eriyince
sanki uykudan uyanmış gibi normal yaşamına döner.
Donma durumundaki bir canlı birçok ölümcül riskle karşı karşıyadır.
Ancak kurbağa bu risklerden hiçbirini taşımaz. Kendisine verilen
temel özellik bu durumda iken bol miktarda glikoz üretebilmesidir.
Sanki bir diyabetik hasta gibi, kurbağanın kan şekeri seviyesi çok
yüksek değerlere çıkmaktadır. Bazen bu seviyenin 550 milimol/litreye
kadar çıktığı görülmüştür. (Bu değer normalde kurbağalar için 1-5,
insan vücudu içinse 4-5 mmol/litredir.) Bu aşırı glikoz konsantrasyonu,
normal durumlarda çok önemli sorunlara yol açmaktadır.
Donmuş bir kurbağada ise, bu aşırı glikoz, hücrelerden su çekilmesini
önleyip büzülme olayını engellemektedir. Kurbağanın hücre zarı glikoza
karşı oldukça geçirgendir; böylece glikoz, kolayca hücrelere girer.
Vücutta yüksek miktarda bulunan glikoz donma sıcaklığını düşürür;
bu sayede hayvanın vücut içi sıvısının çok az bir bölümü soğukta
buz haline gelir. Araştırmacılar glikozun donmuş hücreleri de besleyebildiğini
bulmuşlardır. Glikoz vücudun doğal yakıtı olmasının yanında üre
sentezi gibi pek çok metabolik reaksiyonu da durdurur; bu sayede
hücrenin değişik besin kaynakları çabuk tükenmez.
Peki bu miktarda glikoz kurbağada birdenbire nasıl oluşabilmektedir?
Cevap ilginçtir: Canlının vücudunda bu iş için görevli çok özel
bir sistem vardır. Deri üzerinde buz belirir belirmez karaciğere
bir mesaj gider ve bu organ sahip olduğu glikojenin bir kısmını
hemen glikoza çevirir. Karaciğere giden bu mesajın niteliği halen
bilinmemektedir. Sinyal geldikten 5 dakika sonra kandaki şeker miktarı
hızla artmaya başlar.3 Elbette
hayvanın tam ihtiyacı olduğu bir dönemde, metabolizmasını, tüm ihtiyaçlarını
karşılayacak şekilde tamamen değiştirecek bir sisteme sahip olması,
ancak üstün bir akıl ve bilgi sahibi Yaratıcı'nın kusursuz planı
sonucunda gerçekleşebilir. Hiçbir tesadüf bu kadar kusursuz ve kompleks
bir sistemi meydana getiremez.
Hayvanlardaki Akıllı Plan: Kamuflaj
Hayvanların hayatlarını sürdürebilmek için sahip oldukları özelliklerin
biri de, kendilerini gizleme sanatı, yani "kamuflaj"dır. Hayvanlar
iki sebepten dolayı kendilerini gizleme ihtiyacı duyarlar: Avlanmak
ya da avcılardan korunmak için. Kamuflajı diğer yöntemlerden ayıran
en önemli özellik ise, son derece büyük bir akıl, beceri, estetik
ve uyum içermesidir. Hayvanların kamuflaj yöntemleri akıl almaz
derecede şaşırtıcıdır. Ağaç kabuğuna gizlenmiş bir böceği veya yaprağın
altında gizlenmiş bir başka canlıyı, bulunduğu yerden ayırdetmek
neredeyse olanaksızdır. Bitkilerin özünü emen yaprak bitleri ise,
bitki gövdelerinde diken taklidi yaparak beslenirler. Bu yöntemleri,
en büyük düşmanları olan kuşları aldatacak, kuşlar bu dikenli bitkiye
konmayacaklardır.
 |
Solda,
fark edilmemek için gövdesini yaprağın tam ortasına yerleştirmiş
bir tırtıl, sağda ise yaprakların arasında durarak kendini
gizleyen bir yılan görülüyor. |
 |
  
1.
Görsel Bilim ve Teknik Ansiklopedisi, s.185-186
2.
Walter Metzner, http://cnas.ucr.edu/~bio/faculty/Metzner.html
3.
Bilim ve Teknik, Ocak 1990, s. 10-12
|